Kur’an-i Bir Kavram: “TAKVA”

Kelime anlamı olarak “takva“; zararlı ve eziyet veren şeylerden kaçınmaktır.

Kavram olarak “takva”; insanın kendi nefsini haramlardan, günahlardan, şüpheli şeylerden koruması demektir.

Kur’an’da takvanın üç aşamada gerçekleştiğini görmekteyiz.

a) İnsanın kendisini küfürden koruması,

b) Rabbimizin yasakladığı fiillerden kendimizi korumak, küçük günahları alışkanlık haline getirmemek ve emrettiği fiilleri yapmaktır.

c) Mü’min bir insanın Allah’ın bütün emir ve yasaklarını yerine getirdikten sonra tüm benliği ile Allah’a yönelmesi, Allah’a giden yoldan mü’mini alıkoyan her şeyden sakınmasıdır.

A’râf, 19. Ayet:

“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.”

A’râf, 20. Ayet:

Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”

A’râf, 26. Ayet:

Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).

A’râf, 27. Ayet:

Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.

Takva’nın özünde yatan incelik, iman ve mesuliyet duygusudur. Namaz, oruç, hac gibi ibadetler takvanın kendisi olmasa da takvaya götüren davranışlardır. Kişi takvaya yaklaştıkça ihsan derecesine ulaşır.

Kulları içinden ancak bilenler, Allah’ın büyüklüğü karşısında heyecan duyarlar. Şüphesiz Allah azizdir, gafurdur. (Fatır, 35/28)

Yüce Rabbimizin Kerim kitabında takvadan sıkça söz ettiğini müşahede etmekteyiz.

Bakara, 183. Ayet:

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.

Bakara, 179. Ayet:

Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.

Bakara, 187. Ayet:

Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı.  Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz.  Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.

Özet olarak takva sahibi insan, helali haramı bilen, şüpheli olanları araştırıp doğrusunu öğrenen, hükmü kesin belli olmayan fiillerden uzaklaşan insandır.

Sermayesi takva olanın dünya ve ahireti cennet olur.

Selam ve takva ile kalın.

Zeynep Yige Erdoğan

Latest posts by Zeynep Yige Erdoğan (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

TEVAZU

Per Ağu 6 , 2020
Tevazu, alçak gönüllülük demektir. Alçak gönüllü kimse ise, “kendi değerini olduğundan aşağı gösteren, başkalarını küçük görmeyen, büyüklenmeyen kimse, engin gönüllü, mütevazı, tevazulu” olarak tanımlamaktadır. Tevazu, […]
Eşref Bolukçu "Tevazu"

İlgili İçerikler