AİLE SORUNSALI

“Aile” bu kelime kadar bana güven, huzur veren başka bir kelime tanımadım. İnsanın bir ailesinin olduğunu bilmesi hayatta güçlü olduğunu hissettiren nadir şeylerden. Bir adım atacağın zaman bile ilk olarak aklına ailen gelir. Bazen yapılacak hataların durdurulması için bile sadece bu kavramın hatırlanması yeterlidir. Bazen de bir başarının temel kaynağı olur. Ailen için başarırsın, onların yüzündeki gururu görmek için veya içinde bulundukları durumdan onları kurtarmak için. İşte buna benzer yüzlerce örnek sayabilirim. Yaratıcının insanoğluna bahşettiği en güzel bağ. . İnsan topluluklarını yüzyıllardır, yeryüzünde ayakta tutan en önemli unsur. Ne yazık ki aynı zamanda bu gün en çok içi boşaltılmaya çalışılan ve en fazla suistimal edilen kavramıdır. Dünya’ya her fırsatta nifak tohumları atmaya çalışan karanlık güçlerde bunun farkında, eğer bir toplumu yıkmak ve yok etmek istiyorsanız, aile kavramını ortadan kaldırın gerisi kendiliğinden gelecektir. Malesef gelecek bir nesil böyle bir tehlikeyle karşı karşıya. Günden güne artan geçimsizlikler, huzursuzluklar, yüzlerce ailenin dağılmasına sebep oluyor.Hiç düşündüğünüz oldu mu, neden bu kadar artıyor boşanmalar ? Açıkçası ben çok defa düşündüm. Şunu samimiyetle söyleyebilirim ki bazen geceleri uykumun kaçtığı bile oluyor. Kendim de henüz evlenmemiş biri olarak söylüyorum, gençler evlenmekten korkuyorlar. Sonlarının çevresindeki insanlar gibi olacağını düşünüyorlar. İnsanımız birbirlerine güvenemiyor artık ve bireyselleşme oranı gün geçtikçe dahada artıyor.

Bu geçimsizliklerin neden olduğunu irdeleyecek olursak, ben kendi gözlemlerime dayanaraktan şunları ifade edebilirim;
Aynı yastığa baş koyan insanların sürekli eşlerini başkalarıyla kıyasladığını farkettim. Gerçek hayatla ilgisi olmayan, dizilerde gördükleri insanlarla bile kıyaslar hale gelmişler.
Günlerde veya başka sohbet mecralarında bir araya gelen kadınlar, eşlerinin becerisizliklerinden, gelir kaynağından ve bitmek bilmeyen isteklerinden bahsedip, eşinin maddi açıdan karşılayamayacağı hayat standartları için şikayetlerini birbirlerine dile getiriyorlar. Söyler misiniz bir insanı başkalarının karşısında itibarsızlaştırdıktan sonra, ondan olumlu davranışlar beklemek, sizcede komik değil mi? Hatta daha da ileri gidecek olursam çocuklarının masraflarını bile sanki dünyanın en zor yüküymüş gibi abartarak anlatıp birbirlerine dert yanıyorlar. Yapmayın! İyi donanımlı bir çocuk yetiştirmeyi sadece maddiyatla olacak bir süreçmiş gibi algılamayın, bunu sağlayamadığı için eşlerinizle bitmek bilmeyen tartışmalara giriyorsunuz hanımlar… Peki diğer yandan erkler ne yapıyor? Sırf eşiyle tartışmamak için ay başında, gece yarısından sonra evlerine gidiyorlar. Tabi o aylık aldığı ücreti, çeşitli ortamlarda harcıyorlar. Aslında ailesinin ihtiyaçlarını gidermesi gerekiyordu. Bu yüzden eşi uyusun da tartışmasınlar diye gece yarısından sonra eve gidiyorlar. Halbuki kaçtıkları tartışmanın daha kırıcı ve daha şiddetlisi, onları o gecenin sabahında bekliyor. Sonra yaşadığı hayatın ve imkânların farkında olmadan her şeyin en iyisine sahip olmalıyım diye düşünüp, eşine verdiği imkânlar pazar alışverişine bile yetmezken ondan bir manken gibi bakımlı olmasını bekleyen erkekler… Bunun için karısını dışarıya bakmakla tehtit eden zavallı varlıklarda var. Evin geçimini sağladığı için, bunu sanki bir lutufmuş gibi ailesinin yüzüne vuran, işe gidip çalıştıktan sonra bütün görevlerini yerine getirdiğini zanneden erkeklerin yetiştirildiği bir toplumda bugün şahit olduğumuz manzaraların yaşanması gayet normal aslında. Hatta daha fena olaylarlada karşılaşmamız mümkün, gerçi son yıllarda artan aile içi cinayetleri bunun en büyük örneği. Sadece kendi hayatlarını cehenneme çevirdikleri yetmezmiş gibi henüz hayata başlayamamış çocuklarına aile kavramını kötü lanse ederek, yıllarca hafızalarında aile ile ilgili kötü travmaların kalmasına neden olabiliyorlar. Hatta belki de hayat boyu karşılaşacakları sorunların %50’sini bu aile ortamında yaşadıkları, sebep olacak. Bir çocuk ancak huzurlu bir ailede bilinçli, sağlıklı ve faydalı bir birey olarak yetişebilir. Bilinçsizce hareket eden ve birbirinin dilinden zerre anlamayan, ahlaka, dine, insanlığa dair ne kadar güzel değer varsa hepsine sırt dönmüş bu insanların faydalı bir nesil yetiştirmeleri imkânsız ve bir topluma ne kadar çok zarar verebileceği ortadır.
Şu bir gerçek ki, evliliklerin bitme sebeplerinin temel sorunu imkânlarımızı aşan isteklerimiz, beklenti eşiğimizin çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Evlenirken o anın heycanıyla kusursuz olduğunu düşündüğümüz insanların, evlilik içerisindeyken eksikliklerini gördüğümüz için bu memnuniyetsizliğimiz. Halbuki insanoğlu zaten eksiktir bunu neden unutuyoruz.

Hanımlar ve beyler, göz göre göre huzurunuzu kendi ellerinizle yok ediyorsunuz. Bakın en küçük sorunlarınız bile eşiniz ve sizin aranızda kalmalıdır. O evin dışına veya üçüncü şahıslara yansıtılmamalıdır. Takdir edersiniz ki sorunlarınızı en iyi eşinizle çözersiniz, birlikte dedikodusunu yaptığınız insanlarla değil. Onların kendilerine hayrı yok size nasıl fayda sağlayabilir ki… Ayrıca geride çözüme kavuşmayan bir sorun bile bırakmayın çünkü çözülmeyen her sorun bir diğer sorunu doğurur bu da beraberinde geçimsizlikleri getirir.
Evet hiç bir hatanın tek taraflı olmadığının farkındayım. Yapılan hataların altında yatan sebepler elbetteki göz ardı edilmemeli fakat artık ciddi anlamda kendimizi öz eleştiride bulunmanın vakti gelmedi mi?

Bana göre Allah kadın ve erkeği bir yapbozun parçaları gibi yarattı, iki eksik parçanın ancak birbirlerini bulduğunda tamamlanacağını düşünüyorum. Sen onun eksikliklerini tamamlarsın, o senin eksikliklerini tamamlar, bu şekilde tamamlanmış anlamlı bir bütün olursunuz. Karşınızdaki insanın kapasitesinin farkında olun ve ona göre onunla bir hayata başlayın. Hayat arkadaşınızı seçerken sadece dış görünüşü veya maddiyatı için değil, “Bu insan bana hayat boyu yoldaşlık edebilir mi, bu insan dünya ve ahiret hayatım için açılan huzur kapısı olur mu? Veya bu insanla arkamızda hayırlı evlatlar yetiştirip bırakabilir miyiz” diye, düşünerekten o evlilik yoluna çıkın. İşte o zaman yoldaşınızda eksiklikler değil sizi tamamlayan parçalar görürsünüz. Her şey bu kadar toz pembe mi? Hayattaki zorlukları bilmiyorsun, dediğinizi duyar gibiyim. Hayır! Hayır hemde hiç toz pembe değil , çünkü burası imtihan dünyası hepimiz milyonlarca farklı imtihandan geçiyoruz, bide üstüne kendi başımıza açtığımız imtihanlarımızda var. Diyorum ya bu dikenli yolu birlikte yürüyecek ve zorlukların üstesinden birlikte gelecek yoldaşlar edininki yeryüzündeki yapbozunuz tamamlanmış olsun. Bu nasıl mümkün olur diye soracak olursanız eğer, Tarkovsky’in şu güzel cümlesini sizin için buraya bırakıyorum “Bir kez olsun aynı şeyleri hissetmeyi başarabilen iki insan birbirini hep anlayacaktır.” Buyrun altında dilediğiniz kadar anlamlar çıkarın.

Bunlar benim düşüncelerim ve benim izlenimlerim, bu şekilde bazı sorunların selamete kavuşacağına inanıyorum… ki umarım öyle olur. Bize ömür boyu fayda vermeyecek dünya meşgaleleriyle gönlümüzü bâr-ı dil etmeye gerek yok, gönül dilini, ahlak dilini, insanca muameleyi öğrensek gerisinin kendiliğinden geleceğine yürekten inanıyorum.
Hayatta ki parçanızı bulup güzel aileler kurmanız dileğiyle…
Sağlıcakla.

Havva Nur Akıncı
Latest posts by Havva Nur Akıncı (see all)

Havva Nur Akıncı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Rüyamdaki Baba(m)

Paz Haz 21 , 2020
Dün gece rüyamda seni gördüm baba… Beni kucağına almış seviyordun… Sanki ilk kez seviliyordum senin tarafından. Haksız da değildim; ilk kez böylesine candan, böylesine sıcak […]
Eşref Bolukçu

İlgili İçerikler